Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

‘Ödedim borcumu yaşayarak’ ya da post mortem

 Rengarenk, rengahenk gölgelerinde saklı hayatlardır, bazen şaşırtan bir sürpriz olur düşer yoluna ve sen hayıflanırsın her şey siyah ve beyaz gibiyken ömründe, hangi gölgelerde gizlenmişti bu renkleri hayatın, kim gizlemişti ve neden...   -----------------  Rengarenk, rengahenk gölgelerinde saklı hayatlardır, bazen şaşırtan bir sürpriz olur düşer yoluna ve sen hayıflanırsın her şey siyah ve beyaz gibiyken ömründe, hangi gölgelerde gizlenmişti bu renkleri hayatın, kim gizlemişti ve neden...   Susmuşum rengarenk gölgede Kuş yollarına dikmişim gözlerimi  Mahpushane günlüklerimin sayfaları arasında kurumuş çiçek yaprakları var. Hâlâ var. Ne zaman hayata dair nedenli veya nedensiz bir muhasebe, bir sorgulama ihtiyacı duysam, kitaplığımın kapalı gözlerinde öylece duran günlüklerime gider elim. Neden, bilmem. Ama galiba bir “Görecek günler var” duygusunu canlandırma gereğinden sebeptir; görecek günler, yaşanacak zamanlar var... Sararmaya yüz tutmuş sayfalar ...

Günlük. 10 Aralık

...Hiç değilse 10 Aralık etkinliklerine katılayım diyorum son yıllarda. Geçen yıl gitmiştim mesela. Bu sene Sultanahmet’teki basın açıklamasına yetişemedim. Akşam “resepsiyona” tam vaktinde yetiştim neyse ki... ------------- 10 Aralık, malum, Dünya İnsan Hakları Günü. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin, 2. Dünya Savaşının ardından, 10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilmesi üzerine o gün bugündür Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanıyor.  İlginizi çekebilir: İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin kabul edildiği oturumda Güney Afrika ve Suudi Arabistan, çekimser oy kullanmışlar. Ama asıl “haber”, çekimser oy kullanan dönemin sosyalist ülkeleri: Sovyetler Birliği, Beyaz Rusya, Ukrayna, Polonya, Çekoslovakya ve Yugoslavya. Suudi Arabistan ile dönemin Güney Afrika'sının “çekimserliğinin” nedenini tahmin etmek güç olmasa gerek; muhtemelen, “İnsan hakları nedir? Bizi bozar öyle haklar filan” diye düşünmüşlerdir. Sovyetler Birliği ve diğerleri ne diye çekimse...

9 Aralık. Günlük. "Unufak" imzası

Söyleşinin başında Rober ile moderatör Sevengül Hanım da aynı şeyi söylediler: Kendi halinde, sessiz ve soğuk sokağın ortasında, kapısından içeri adım atınca başka bir dünyaya girmiş hissediyorsun kendini... Büyük kitapçılara rağmen mahalle kitapçıları yaşasın... Yolunuz düşerse, kitapçının adı, “Kendisi Bir Mekan”. Değişik bir ismi var, evet... --------  Epeydir görmemiştim Rober’i, en son, kaç  sene geçtiyse aradan, Kadıköy’de Akdeniz’de karşılaşmıştık, yanlış hatırlamıyorsam. Görüşmeyeli, Unufak adında bir romanı yayınlandı. Hakkında çok olumlu yazılar da çıktı. Yıllardır öyle ya da böyle yayıncılık alanında mesai harcıyor ama bu ilk kitabı. İmza ve söyleşi etkinlikleri oldu ama gidemedim daha önce. Bu kez Anadolu Yakasında olunca, unutmamak için not da aldım, gitmemek olmazdı elbette. İkindi vaktine değin evde günlük olağan işlerimi yaptım. Evde çalışmak iyi de bazen insan içine çıkmak da lazım; insan sosyal bir varlık ya hani... Ama hava kötü. Yağıyor da ara sıra. Daha da...