Türkiye’nin 1 Mayıs’ı tanımasının uzun ve kanlı bir serüveni var. Takrir-i Sükûn Cumhuriyeti yıllarında her türlü kitlesel gösteri gibi 1 Mayıs kutlamaları da yasaklanmıştı. Uzun “sessizlik” yıllarının ardından ilk kitlesel 1 Mayıs kutlaması, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) tarafından 1976’da düzenlendi. ======================== Sanırım demokrasi iddiasındaki ülkeler içerisinde Türkiye, 1 Mayıs’ı işçi, emekçi bayramı olarak tanıyan son ülkelerden biri (2008’de “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kabul edildi). Hâlâ “Bize ne 1 Mayıs’tan, işçiden, emekçiden!” diyen ülkeler varmış ama; Suudi Arabistan ve bazı Körfez ülkeleri mesela. Türkiye’nin 1 Mayıs’ı tanımasının uzun ve kanlı bir serüveni var. Takrir-i Sükûn Cumhuriyeti yıllarında her türlü kitlesel gösteri gibi 1 Mayıs kutlamaları da yasaklanmıştı. Uzun “sessizlik” yıllarının ardından ilk kitlesel 1 Mayıs kutlaması, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) tarafından 1976’da düzenlendi. Taksim’de gerçekleşen k...
Gülistan Doku, Munzur Üniversitesinde okuyan 21 yaşında bir genç kızdı. Diyarbakırlı yoksul ailesi kıt kanaat imkanlarıyla okutuyordu onu. 5 Ocak 2020 günü bir "kayıp" haberiyle gündeme gelmese, adını ailesi ve arkadaşları dışında kimseler bilmiyordu, bilmeyecekti... Ailesi ve duyarlı kadınlar, kamuoyu, özellikle de ailesi bu başından beri "derin" soru işaretleri barındıran olayın peşine düşmese, adalet diye, " Gülistan Doku'ya ne oldu? " diye feryat etmese, Gülistan Doku benzer birçok olayda olduğu gibi kayıtlara bir "faili meçhul kayıp" vakası olarak geçecekti... Şehrin yeni atanan başsavcısı Ebru Cansu , "Gülistan Doku'ya ne oldu?" feryatlarına kulaklarını tıkamadı, "neme lazım" demedi, Gülistan'ın ailesine sahte "araştırıyoruz" açıklamaları yapmadı; "Öncelikle ben bir kız çocuğu annesiyim" diyerek açtı dosyayı ve gerçekler örtbas edildiği yerlerden ortaya çıktı... Olay aslında bir "Tun...