Ana içeriğe atla

#ŞehirNöbeti notları :)

Uzun zamandır bayramlar “tatil” olarak anlaşılıyor ve öyle değerlendiriliyor toplumda. Her bayram öncesi “Bayram tatili uzatılacak mı?” haberleri gündem oluyor ve neticede genellikle hükümet de beklentilere uygun biçimde 3-4 gün olan bayram tatillerini haftasonu günleriyle birleştirip uzatma kararı veriyor. Bu, kamuoyunda gayet memnuniyetle karşılanıyor tabii ve herkes başlıyor tatil planları yapmaya. Hele ki mevsimlerden yaz ise...

Bu Kurban Bayramı da öyle oldu, olağan bayram tatili uzatıldı ve “millet” düştü yollara...

Pahalılık, ulaşımdaki, yollardaki yoğunluk filan bir yana yolların hali bir yana... Bu tablo, “Yahu hani enflasyon, pahalılık vardı bu ülkede, millet yoksuldu ve daha da yoksullaşmıştı?” tepkileriyle karşılanıyor. Bunun üzerine ben de düşündüm biraz doğrusu. Tatil yörelerine “akın” olması, belli bir gelir seviyesinin üstündeki yurttaşların ilgisine mazhar olmasından kaynaklanıyor. Yoksulluk, işsizlik, hayat pahalılığı var tabii ama işte herkes de yoksul, işsiz, aç değil demek ki. Çok görmemek lazım. Gözü olanın gözü çıksın :) 

Laf aramızda ben de niyetlendim aslında İzmir’e gitmeye; yakınlarım, arkadaşlarım çok, “sokakta” kalmam yani. Yol (otobüs) parasını nice fahiş de olsa öderim, ne olacak. Fakat o da ne? Tatil günleri boyunca İzmir’e giden otobüslerde günler ve geceler boyu yer yok! Bütün koltuklar dolu! Zaten biraz da tereddütlüydüm; dedim, otur oturduğun yerde. Hazır İstanbul boşalmışken şehrin nöbetini tut işte...

Bu tür zamanlarda mecbur değilsem yola düşmem sahiden de. Onun yerine boşalmış şehri keşfetmek daha çekici bir fikir gelir bana. Velhasıl gitmedim bir yere...

Daha önce benzer günlerde daha çok dolanmıştım şehirde. Bu kez fazla dolaşmadım. Çok sıcaktı, yağmurlu bir gün dışında, biraz da o nedenle...

Neyse. Uzatmayayım. İnstagram ve Facebook’ta “şehir nöbeti” paylaşımlarım oldu. Buradan da paylaşayım da kalıcı anısı olsun diye düşündüm. Buyurun...



*** 

25 Haziran 2023. Çocukluk arkadaşımın genç yaşta vefat eden oğlunun mevlidi için Kadiköy'deki bir köy derneğine gittim öğlen. (Kimse demesin bu köy dernekleri ne işe yarıyor...) Hava çok sıcaktı. Fazla duramadım kalabalıkta (Ama gitmesem de olmazdı). Yollar boş denecek kadar tenhaydı. Kadıköy kalabalıktı. Mola verdiğim mekânda (AkdenizKafe) mevzu hala seçimdi... Dönüşte bir cesaret geldi markete uğradım limonata, ay çekirdeği filan. Kapımı çalan çocuklar olursa onlar için de çikolata. Oturdum masama. Film önerisi olan varsa alayım? Tatilin ilk günü. İstanbul'da asayiş berkemal. Arzederim.



***

26 Haziran 2023. Dün gelen tavsiyelerden biriydi (teşekkürler Nesrin Hanım), "Kadınlar savaşta" dizisine başladım. Mini dizi diye ama bitiremedim, sabahladım. Normalde disiplinli biriyim ama madem "tatil" moduna girdim biraz ben de, geç kalktım. Yollar boştu. Hava parçalı bulutlu, hafif rüzgârlı, nemli, bunaltıcı. Yürüyüş ve egzersiz için gittiğim park bile bomboştu. (normalde yürüyüş yapanlar, piknik yapanlar, çocuklar, hayli kalabalıktır). Biraz okuyarak daha çok da tembellik yaparak geçti gün. Kemal ile tavla oynamaya bile gitmedim, o derece. Eski Çağlayan' dan (lise zamanları) Merdan'ın "Apo'yu övmekten" gözaltına alınmasını saymazsak bir "vukuat" yoktu kentte. (Merdan eski arkadaşımdır, ıdeolojik hiçbir yakınlığım yoktur ama bu suçlamaya maruz kalması "Şaka gibi!" dedirten türden tuhaf ve düşündürücü bir şey. Kınıyorum!) Arzederim! 



***

27 Haziran 2023. Ölmüşlerimizi hatırlıyoruz. Büyüklerimizin ellerinden küçüklerimizin gözlerinden öpüyoruz. Maksat ibadet ise kurban kesmek şart değil, ihtiyaç sahiplerine yardım edebilirsiniz. Varsa hapiste yakınlarımızı ziyaret etmeyi ihmal etmiyoruz... 

Bayram gibi bayramlar umudumuz daim olsun. 



*** 

28 Haziran 2023. Otobüs, metro, marmaray tıklım tıklım değilse bile, doluydu. Hazır ulaşım bedavayken deyip tatile filan gidemeyen İstanbul'un fakirleri, pardon sakinleri oradan oraya turluyor işte 😎 Otobüste yanımda oturan yaşlıca biri, "Bu millete müstahak" diye sayıklayıp duruyordu, derdi ne idiyse artık... Bazı marketler kapalıydı. Kadıköy'ü bir tatil günü ilk kez bu kadar tenha gördüm... Marmaray beklerken bir kadın "Nerede kaldı bu tren!" diyordu hiddetle. "Seferleri azaltmışlar biraz herhalde" dedim. "Sen nereden biliyorsun?" diye kızdı. Tabelayı gösterdim ama o yine de söylenmeye devam etti. Yanından uzaklaştım cevap vermemek için. Bir bayram sabahı kimseyle tartışmanın alemi yok... yürüdüğüm yollarda ve mahallemde, önceki yılların aksine, kurban görüntülerine rastlamadım.... Eski mahpus arkadaşlarımdan bazısını aradım... Hâlâ bayram kutlama mesajları geliyor, bazılarını yanıtladım... mesajların çoğu, "bayram gibi bayramlar özlemiyle" türü cümleler içeriyordu. Herkesin bayramı kendince, ne diyeyim... Öyle işte... Arzederim. 



*** 

28 Haziran 2023. Yollar boştu bugün de... Bir bağlama dükkanının önünde yerden saz bitmişti  🙂 Dünkü tavla karşılaşması bugün gerçekleşti. Tavla dediğin nedir, oyun işte. Hem zarlar iyi değildi, tavla da eskiydi, yerim dardı 🤫 Kemal ne diye zafer işareti yaptı, anlamadım. Abartmayalım yani😎 epey oldu zaten oynamayalı. Arzederim.



***

29 Haziran 2023. Gökyüzü kara bulutlarla kaplı bugün. Yetkili makamlar ve meteoroloji sağanak yağmur uyarısı yapmıştı. Ama şu ana değin yağdı yağacak derken, yağmadı yağmur. Mahalle pazarı günüydü bugün. Pazarcıların da tatil yapacağını düşünemedim nedense. Pazar tezgahını açan yoktu. Markete gittim. Bir beyfendi, "bez torba bir siz bir de ben kullanıyorum" dedi elimdeki bez torbayı gösterip. "Evet" dedim. "Dünyayı biz kurtaracağız" dedi gülerek. "Biz kendimize düşeni yapalım da" dedim. Daha da uzatırdı ya, kasadaki işim bitti neyse ki. Muhtemelen torbamın üzerindeki yazının hangi dilden olduğunu soracaktı. ("Gağand" yazıyor). Bugün bir aileyi ziyarete gidecektim, gidemedim. Arkadaşım rahatsızmış biraz... Haberler... Film... Tembellik...Filan...Haftasonu diğer şehir nöbetindeki arkadaşlarla buluşalım diye yazıştık ama Kaptan nöbeti terketmiş meğer, "izmir'e varmak üzereyim" diye yazdı. (Haber etse ben de düşünürdüm oysa.) Bir arkadaş "Kaptan vekili" rolünü üstlendi neyse ki, gelebilenlerle buluşacağız diye sözleştik. Bir arkadaşımız Balkan turundan dönüyor, onu dinleriz, bir de Merdan"in durumu olur gündemimizde. Gerçi Ali Duran Topuz'un bugünkü yazısı mevzuyu olanca acikligiyla ortaya koyuyordu. Benim de yazmam lazımdı bugün, p24 için. Ama memleket tatilde. Yine de yazı disiplinimi bozmayayım, yazımı blogda yayınlarım. Düşüneyim.  Arzederim 😎



*** 

30 Haziran 2023. Kaç gündür yollar tenha, ortalık sakin" deyip duruyorum... Bugün #istanbul normale dönmüş gibi... #Kadikoy ve ardından geldiğim #üskudar miting varmışçasına an itibariyla tıklım tıklım... #marmaray'i hiç bu kadar kalabalık görmemiştim... iskele önleri, cafeler dolu. Üsküdar'da McDonalds önünde kuyruk vardı resmen! Cadde kıyısındaki çimenlerde halkımız piknik yapıyordu. Çay içecek bir yer bulamayınca (Beltur önünde de upuzun bir kuyruk vardi) ben de çimenlerin üzerinde bir köşeye oturdum, yoruldum ne yapayım... Başka insan izlenimlerim de var da, yarın artık... 



*** 

Tavla oynamak dışında da buluştuğum arkadaşlarım oldu tabii. Ayıptır söylemesi yemek yedik, rakı içtik filan. (Bilen bilir: Yeme içme fotoları paylaşmıyorum. Olan var olmayan var diye düşünürüm kendimce.) Bir arkadaş Balkan turundan dönmüştü. Çok memnun değildi; zira Balkanlardaki Alevi-Bektaşi tekke ve dergahlarının hiçbirine gidememişler. Oysa çok görmek istiyordu. “Kaptan”, şehir nöbetini terketti son günlere doğru; arayınca, “İzmir’e varmak üzereyim” dedi. Neyse ki bir “otorite boşluğu” olmasın diye Abidin, “kaptan yoksa ben varım vekil olarak” dedi. Sonra “vekil de olsa iyiymiş kaptanlık” diye de ekledi. Velhasıl...



Fotolar: Cafer Solgun
3-4 Temmuz 2023

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Murat öldü Cafer"

“Murat çok hasta” diye haber vermişti Fatma. İki gün geçmeden, olsun, yine de gideyim hastaneye, belki bir mucize olur diye düşünürken, “Murat öldü Cafer” haberi geldi bu kez... Önce “Murat çok hasta, hastanede” haberini aldım. Nesi var ki? Kanser... “Ne kanseri?” bile diyemedim. Alacağım cevaptan korktum. En kötüsü olmasından.  En kötüsüymüş... Hangi hastanede? Geleyim, göreyim, moral olur, iyi gelir belki, ne bileyim. “Gelsen de göremezsin ki. Yoğun bakımda. Entübe edildi. Belki bir mucize olur diye bekliyoruz işte.” Bir mucize olur belki. Bir mucize olsa. Bir mucize olsun... Daha çok genç yahu! Ölecek değil ya!  Öldü... “Murat çok hasta” diye haber vermişti Fatma. İki gün geçmeden, olsun, yine de gideyim hastaneye, belki bir mucize olur diye düşünürken, “Murat öldü Cafer” haberi geldi bu kez... İnsan evladı tuhaf bir varlık. Telefon ekranındaki “Murat öldü Cafer” mesajına bir süre bakakaldım öylece. Nasıl olduysa, bir üzüntü emojisi ile yanıt vermeyi akıl edebildim. Bir şey...

Hâlâ yaşıyor ve katlanıyorsak...

Bazı yazılar zamana dayanıklı yazılardır. Aşağıda okuyacağınız yazı, onlardan biri. "Yeni yıl" yazısı niyetine... ------- Sağlık, huzur, mutluluk, barış tamam da şöyle bir yoklayın hafızanızı, yeni yıldan adalet dilemek çoğumuzun aklının ucundan dahi geçmezdi Her yeni yılda insanlar birbirlerine iyi dileklerde bulunurlar. Güzel bir gelenektir. Kötü bir yıl da geçirmiş olsanız, kişi olarak veya ülke olarak (mesela geçen yıl bir deprem felaketiyle gölgelenmişti yeni yıl umutları), neticede yeni bir yıldır ve umutlarınız, beklentileriniz, dilek ve temennileriniz vardır. Kuşkusuz; umutlu olmak, yeni bir yıla umutlarınızı canlandırarak başlamak, güzel, anlamlı bir gelenek olduğu kadar insanidir de. Ama işte yıl dediğimiz zamanı takvimlendirirken geliştirdiğimiz, kullandığımız bir zaman ölçüm birimi; gün, hafta, ay gibi… Zamanın kendi başına herhangi bir umut veya dileği, beklentiyi gerçekleştirme kudreti yok. Tabii ki biliriz bunu. O umut, dilek veya beklentileri gerçekleştirmenin...

Günlük. 10 Aralık

...Hiç değilse 10 Aralık etkinliklerine katılayım diyorum son yıllarda. Geçen yıl gitmiştim mesela. Bu sene Sultanahmet’teki basın açıklamasına yetişemedim. Akşam “resepsiyona” tam vaktinde yetiştim neyse ki... ------------- 10 Aralık, malum, Dünya İnsan Hakları Günü. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin, 2. Dünya Savaşının ardından, 10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilmesi üzerine o gün bugündür Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanıyor.  İlginizi çekebilir: İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin kabul edildiği oturumda Güney Afrika ve Suudi Arabistan, çekimser oy kullanmışlar. Ama asıl “haber”, çekimser oy kullanan dönemin sosyalist ülkeleri: Sovyetler Birliği, Beyaz Rusya, Ukrayna, Polonya, Çekoslovakya ve Yugoslavya. Suudi Arabistan ile dönemin Güney Afrika'sının “çekimserliğinin” nedenini tahmin etmek güç olmasa gerek; muhtemelen, “İnsan hakları nedir? Bizi bozar öyle haklar filan” diye düşünmüşlerdir. Sovyetler Birliği ve diğerleri ne diye çekimse...