Ana içeriğe atla

“Yeni Türkiye” vizyonu Kızılelma ise…

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı “Kızılelma” ise barış, demokrasi, halkların kardeşliği adına kat etmemiz gereken daha çok yol var demektir.

Malum, AKP ve Erdoğan, Cumhuriyet’in 100. yıldönümü vesilesiyle seçim sloganı olarak “Türkiye yüzyılı” sözlerini benimsemiş durumda. Son birkaç yıldır sayın Erdoğan hemen her konuşmasında 100. yılın “Türkiye yüzyılı” olacağını vurguluyor. Hemen ardından bir şey daha diyor; Kızılelma…

Bu sözün dikkatimi çekmesi, ilk kez geçtiğimiz yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramının arifesinde, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye Yüzyılı” başlıklı toplantıda yaptığı konuşma ile oldu. Bu toplantının bir özelliği de uzun süredir ilk kez “muhalif” kimlikleriyle bilinen gazetecilerin Erdoğan’ın toplantısına davet edilmiş olmasıydı.

Erdoğan bu toplantıda, ikinci yüzyılına merdiven dayamış Cumhuriyet’le ilgili sahip oldukları vizyona ilişkin açıklamalar yapmış ve konuşmasının sonunda şöyle demişti: “Cumhuriyet Bayramı’nın arifesinde, böyle anlamlı bir günde Türkiye Yüzyılı’nı kutluyoruz. Karşımda şu anda Kızıl Elma’yı görüyorum. Öbür tarafta Gökbey’i görüyorum. Laf değil, icraat. Ve bunun yanında zırhlı taşıyıcıları görüyorum. Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri. Biz eserlerimizle konuşuyoruz.”

Benim ilk kez dikkatimi çekmişti ama aslında Erdoğan “kızılelma” lafını ilk kez ediyor değildi. Kısa bir Google taramasıyla anlamış oldum.

Örneğin 8 yıl önce, 5 Haziran 2015 günü katıldığı bir TV programında 7 Haziran seçimlerine ilişkin konuşurken, “Yeni Türkiye mücadelesi aynı zamanda bizim ‘kızıl elmamız.’ İnşallah bu yolda Rabbim ömür verdiği sürece kararlılıkla yürüyeceğiz” demişti. (Aynı konuşmasında, “Çözüm Sürecinden taviz vermek mümkün değil” de demiş.)

Erdoğan, 22 Ekim 2017 günü partisinin düzenlediği Gençlik Şürasında yaptığı konuşmada da “kızılelma” vurgusuna yer vermiş: “Siz siz olun gençliğinizi öldürmeyin. Bir gününüzü, bir saatinizi, bir anınızı sakın boşa geçirmeyin. Bizim gençlik konusunda Kızıl Elma’mız var.”

2018 yılında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kuzey Suriye’nin Afrin kentine yönelik düzenlediği “Zeytin Dalı” adı verilen harekata katılan bir asker, kendisine “İstikamet neresi?” diye sorulunca, “Kızılelma!” yanıtını vermiş. O günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan askerin bu sözlerini hatırlatarak, “Evet, bir kızılelmamız var. Biz o hedefe doğru gidiyoruz” açıklaması yapmıştı.

Erdoğan’ın, bu yılın ilk günlerinde (2 Ocak 2023) Yeni Şafak gazetesinde kendi imzasıyla yayınlanan yazısındaki temel vurgusu da “kızılelma” idi: “Türkiye Yüzyılı milletimizin yeni Kızılelma’sıdır. Bu yolu kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla, her kesimden insanımızla hep beraber yürüyeceğiz. İnşallah ülkemizde tesis ettiğimiz güvenden, huzurdan, özgürlük ve kardeşlik ikliminden aldığımız güçle bütün hedeflerimize ulaşacağız.”

Bu kadarı bir fikrimiz olması için yeterli sanırım.

Kızılelma, malum, Türk milliyetçiliğinin “sembol” ifadelerinden, klişelerinden biri ve düşsel bir Türklük dünyası ütopyası. “Turan” ve “Turancılık” da Türkçülük ideolojisinin benzer içerikteki klişelerinden biri. Videolar çektiği dönemde Sedat Peker konuşmalarının sonunda söylerdi; “Turan’ı kuracağız kardeşlerim.”

Siyasi yaşamı Necmettin Erbakan’ın öğrencisi olarak “Milli Görüş” geleneği içerisinde şekillenen Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidar sürecinde vardığı nokta, öyle görünüyor ki, budur: Turan, Kızılelma… Hala “AKP fabrika ayarlarına geri dönse…” umut ve beklentisi içerisinde olanlar varsa, kanımca, ne kadar hüzünlenseler azdır…

AKP ve ortaklarının seçim sloganı olacağı da söylenen bu “Türkiye Yüzyılı” vizyonunda, daha barışçıl, daha güvenli, demokrasisi itibarıyla daha güçlü bir ülke olabileceğimize dair umutlar, bu kızılelma ülküsünün ağır gölgesi altında can çekişiyor…

Türkçü, ülkücü, Türk milliyetçisi, “ırkçılıksa Türk ırkçısıyım ulan!” ideolojisinin militanları Kızılelma deyince, Turan, Turancılık deyince, herhalde coşuyorlardır, milli hisleri galeyana geliyordur, mehter dinlemiş gibi oluyorlar ve ayaklanan hissiyatlarını ne şekilde dışa vuracaklarını bilemiyorlardır…

Gelgelelim Kızılelma, Turan, Turancılık, “Turanı mutlaka kuracağız kardeşlerim” lafları herkeste aynı duygu ve düşünceleri uyandırmıyor işte. Aksine birçok yurttaşta korku, kaygı, endişe ile karşılanıyor, “yine mi?” bıkkınlığıyla, yılgınlığıyla karamsar bir psikolojiye kapılmalarına neden oluyor: “Hani biz birlikte Türkiye idik?”

Kastettiğim sadece Kürtler de değil. Bütün Türk yurttaşların bu tür bir yayılmacı ve ütopik Türklük sevdasıyla yanıp tutuştuklarını sanmıyorum. (Bir keresinde Dersim’de sohbet esnasında, bir arkadaş “Türkler şöyledir böyledir” diye kendince olumsuz genellemeler yapınca bir başka arkadaş, “Öyle deme” diye müdahale etme gereği duymuştu, “İyi Türkler de var.”)

***

Türkiye “değişiyor” tabii, öyle ya da böyle. Hatırlayanlar vardır, bir ara AKP iktidarına karşı “Kızılelma koalisyonu” kurmuştu milliyetçi, faşist, darbe yolu gözleyen çevreler.

2003 yılında milliyetçi, ulusalcı, ulusolcu (aralarında ne fark varsa?) olarak bilinen o dönem adı nedense İşçi Partisi olan Perinçekçilerin gençlik örgütü Öncü Gençlik’in başkanı Mehmet Perinçek, İstanbul Ülkü Ocakları Başkanı Levent Temiz Taksim’de el ele, kol kola girip “Kızılelma Mitingi” düzenlemişlerdi. Mitinge Atatürkçü Düşünce Dernekleri (ADD) de destek vermiş ve bu tuhaf bileşime “Kızılelma koalisyonu” denilmişti.

Bu bileşimin mucidi, bir dönem devletin derin işleri denince akla gelen ilk isimlerden olan Veli Küçük’tü ve hedefinde de çiçeği burnunda AKP iktidarı ve Erdoğan vardı.

Ülkenin gelmiş geçmiş en karanlık şahsiyetlerinden Doğu Perinçek, yakın geçmişe kadar darbe ile devirme hesapları yaptığı AKP ile ilgili tutumundaki bu değme dansözleri kıskandıracak dönüşleri söz konusu edildiğinde, malum, “Biz durduğumuz yerdeyiz, AKP bizim çizgimize geldi” der. (Dansözlerden özür dilerim, daha uygun bir sözcük bulamadığım için bu teşbihi kullandım.) Maalesef diyerek belirtmek durumundayım, galiba en azından bu lafında çok da haksız değil…

***

Kızılelma sadece havadan havaya füze fırlatma kabiliyetine sahip bir insansız hava aracının adı değil. Baykar’ın ürettiği insansız hava araçlarına bu tür Türkçü isimler (Akıncı, Bayraktar vb) verilmesine belki “neyse” denilebilir, ama Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı “Kızılelma” olarak tarif ediliyorsa, “yeni” Türkiye’nin vizyonu bu ise; barış, demokrasi, halkların kardeşliği adına, tamam, umutsuz olmayalım ama kat etmemiz gereken daha çok yol var demektir.

29 Eylül 2023

https://platform24.org/yeni-turkiye-vizyonu-kizilelma-ise/ 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Murat öldü Cafer"

“Murat çok hasta” diye haber vermişti Fatma. İki gün geçmeden, olsun, yine de gideyim hastaneye, belki bir mucize olur diye düşünürken, “Murat öldü Cafer” haberi geldi bu kez... Önce “Murat çok hasta, hastanede” haberini aldım. Nesi var ki? Kanser... “Ne kanseri?” bile diyemedim. Alacağım cevaptan korktum. En kötüsü olmasından.  En kötüsüymüş... Hangi hastanede? Geleyim, göreyim, moral olur, iyi gelir belki, ne bileyim. “Gelsen de göremezsin ki. Yoğun bakımda. Entübe edildi. Belki bir mucize olur diye bekliyoruz işte.” Bir mucize olur belki. Bir mucize olsa. Bir mucize olsun... Daha çok genç yahu! Ölecek değil ya!  Öldü... “Murat çok hasta” diye haber vermişti Fatma. İki gün geçmeden, olsun, yine de gideyim hastaneye, belki bir mucize olur diye düşünürken, “Murat öldü Cafer” haberi geldi bu kez... İnsan evladı tuhaf bir varlık. Telefon ekranındaki “Murat öldü Cafer” mesajına bir süre bakakaldım öylece. Nasıl olduysa, bir üzüntü emojisi ile yanıt vermeyi akıl edebildim. Bir şey...

Hâlâ yaşıyor ve katlanıyorsak...

Bazı yazılar zamana dayanıklı yazılardır. Aşağıda okuyacağınız yazı, onlardan biri. "Yeni yıl" yazısı niyetine... ------- Sağlık, huzur, mutluluk, barış tamam da şöyle bir yoklayın hafızanızı, yeni yıldan adalet dilemek çoğumuzun aklının ucundan dahi geçmezdi Her yeni yılda insanlar birbirlerine iyi dileklerde bulunurlar. Güzel bir gelenektir. Kötü bir yıl da geçirmiş olsanız, kişi olarak veya ülke olarak (mesela geçen yıl bir deprem felaketiyle gölgelenmişti yeni yıl umutları), neticede yeni bir yıldır ve umutlarınız, beklentileriniz, dilek ve temennileriniz vardır. Kuşkusuz; umutlu olmak, yeni bir yıla umutlarınızı canlandırarak başlamak, güzel, anlamlı bir gelenek olduğu kadar insanidir de. Ama işte yıl dediğimiz zamanı takvimlendirirken geliştirdiğimiz, kullandığımız bir zaman ölçüm birimi; gün, hafta, ay gibi… Zamanın kendi başına herhangi bir umut veya dileği, beklentiyi gerçekleştirme kudreti yok. Tabii ki biliriz bunu. O umut, dilek veya beklentileri gerçekleştirmenin...

Günlük. 10 Aralık

...Hiç değilse 10 Aralık etkinliklerine katılayım diyorum son yıllarda. Geçen yıl gitmiştim mesela. Bu sene Sultanahmet’teki basın açıklamasına yetişemedim. Akşam “resepsiyona” tam vaktinde yetiştim neyse ki... ------------- 10 Aralık, malum, Dünya İnsan Hakları Günü. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin, 2. Dünya Savaşının ardından, 10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilmesi üzerine o gün bugündür Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanıyor.  İlginizi çekebilir: İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin kabul edildiği oturumda Güney Afrika ve Suudi Arabistan, çekimser oy kullanmışlar. Ama asıl “haber”, çekimser oy kullanan dönemin sosyalist ülkeleri: Sovyetler Birliği, Beyaz Rusya, Ukrayna, Polonya, Çekoslovakya ve Yugoslavya. Suudi Arabistan ile dönemin Güney Afrika'sının “çekimserliğinin” nedenini tahmin etmek güç olmasa gerek; muhtemelen, “İnsan hakları nedir? Bizi bozar öyle haklar filan” diye düşünmüşlerdir. Sovyetler Birliği ve diğerleri ne diye çekimse...