“Nerede eski bayramlar?” dercesine, eski dünya kupası maçları daha bir başka idi sanki. Yaşını başını alıyor olmanın da etkisi var bu nostaljik duygunun gelişmesinde galiba. Mümkün. Ama ben yine de “Nerede o eski maçlar, heyecanlar” diyeceğim; kim ne derse desin...
Bu girizgahı, bildiniz, lafı eski bir dünya kupası hatırasına getirmek için yaptım.
Dünya Kupası maçları tam gaz devam ediyor ve “bizim çocuklar” şu ana değin pek varlık gösterememişken aklıma geldi ve paylaşayım istedim.
2002 yılı nisan ayında Kaman İlçe Kapalı Cezaevine sevkim çıktı. Hapishanedeki son 7 ayımı orada geçirdim. İbo gelmezden evvel ilk dört ay, yalnızdım. Henüz gardiyanlarla aramızda “Birbirimize nasıl davranacağız” sürecinin devam ettiği günlerde, 2002 Dünya Kupası maçları başladı. Hani Türkiye’nin üçüncü olduğu Dünya Kupası. Siyah beyaz televizyonum ve ben varız koğuşta. Gerisini aşağıdaki yazıdan okuyabilirsiniz.
90’larda Mahpus Olmak (İletişim Yay. 2018) adlı kitabımdan aldım. Başka hapishane anılarım da var o kitapta, ilginizi çekebilir. Ben söylemiş olayım da :)
***
Dünya kupası
Haziran ayı içerisinde 2002 Dünya Kupası maçları başladı. Türkiye'nin de katıldığı kupa maçlarının başlamasını hapishanedeki herkes gibi ben de iple çekiyordum tabii ki. Nihayet başladı. Kendimce tuttuğum takımlar vardı. En başta Türkiye, sonrasında İspanya, Portekiz, Hollanda. Brezilya nedense bana "şımarık" bir takım gibi geliyordu ve o yüzden Brezilya'yı desteklemiyordum.
Kendimce desteklediğim takımların maçları olduğunda (gerçi bütün maçları izledim) çayımı, kuruyemişimi hazır ediyor ve heyecanla maçı izliyor, fazla yaygara yapmadan tezahürat bile yapıyordum. Desteklediğim takımların maçlarını gecenin bir yarısı da olsa kalkıp izliyordum. Türkiye'nin maçları başladığında, sanırım tezahüratın dozunu biraz kaçırmıştım, Hasan Şaş'ın Brezilya'ya gol attığı maçtı galiba. Gardiyan İbrahim geldi penceremin önüne; "Cafer ne bağırıyorsun?"
"Ne mi bağırıyorum? Maç var bilmiyor musun?"
"Biliyorum, Türkiye'nin maçı var."
"Evet!"
"Sen Türkiye'yi mi destekliyorsun?"
"Tabii ki! Kimi destekleyeceğim başka?"
"Ya ne bileyim, ben sandım ki... Neyse. Geç oldu fazla bağırmasan iyi olur, uyuyanlar vardır."
Adam Türk milli takımını desteklememe şaşırmıştı. Öyle ya; bir "terörist" olsa olsa Türkiye'nin rakiplerini desteklerdi... Öyle düşünmüştü.
Malum, 2002 Dünya Kupası'nda Türkiye üçüncü olarak büyük başarı elde etti. Gardiyanlar ve sanırım komşu adli mahkumlar Dünya Kupası maçlarında Türk Milli Takımı'nı desteklememden etkilendiler, ezberleri bozuldu. İlişkilerimizin gelişmesinde, normalleşmesinde bu durumun da rolü oldu galiba.


Yorumlar
Yorum Gönder